Yazarlık Atölyesi

Yazmak öğrenilebilir bir zanaattır.

Roman, hikâye, deneme, fabl... Hangi türde yazmak isterseniz isteyin, ilk satırın zorluğu ile son cümlenin sorumluluğu arasındaki yol uzundur. Ben kırk yılı aşkın süredir bu yolu yürüyenlerle birlikteyim — önce öğretmen olarak, sonra yazar olarak.

Kimler için?

Yazmak isteyen, yazmaya başlamış ya da yazdıklarını bir adım öteye taşımak isteyen herkes için

İ

İlk satırını yazmaya cesaret edemeyenler

İçinde bir hikâye taşıyıp da nereden başlayacağını bilemeyen, "ben yazar olabilir miyim?" diye duraksayan adaylar.

Y

Yazdı ama tamamlayamayanlar

Defterinde, bilgisayarında yarım kalmış romanı, dağılmış hikâyesi olanlar. Tıkanıklığı aşmak için bir göze, bir sese ihtiyaç duyanlar.

B

Bitirdi ama emin değil

Metnini tamamlamış ama "yayınevine göndermeden önce biri okusa" diyen, dürüst ve ehil bir okuyucuya ihtiyaç duyan yazarlar.

G

Gelişmek isteyen yazarlar

Bir-iki kitabı yayınlanmış, daha derinleşmek; karakterini, dilini, kurgusunu sıkılaştırmak isteyen olgun yazar adayları.

Yazarlığı Nasıl Öğretirim

Kırk yıllık edebiyat öğretmenliğinden, yazarlık atölyelerine

Ben yazarlığı öğrenilebilir bir zanaat olarak görüyorum. Yetenek elbette vardır; ama yeteneğin tek başına bir kitap çıkarmaya yetmediğini de yıllar içinde öğrendim. Bir yazıyı ayakta tutan şey emek, sabır, okuma ve doğru yerden yapılan eleştiridir.

Önce metni dinlemek

Bana getirilen her metnin önce kendi sesini dinlemeye çalışırım. Bir hikâye yazanın benden beklediği şey çoğu zaman "bu güzel mi, kötü mü" sorusunun cevabı değildir; aslında "burada ne anlatmaya çalışıyorum, ne anlatabildim, ne kaçırdım" sorusunun yanıtıdır. Onun için ilk okumalarımda not almam, altını çizerim, sorular sorarım. Cevapları yazarın kendisinden çıkarmaya çalışırım.

Karakter, hikâyenin omurgasıdır

Yazarlığı düşündüğümde önce karakter gelir aklıma. Karakter Tasvirleri ve Portre Hikâyeleri kitaplarımda bunu uzun uzun anlatmaya çalıştım: bir adamın yüzünü tarif etmek değildir karakteri çizmek. Onun sabahları ne düşündüğünü, hangi yarayı taşıdığını, hangi söze nasıl kızdığını bilmek lazımdır. Atölye çalışmalarımda en çok zaman ayırdığım konu budur. Yazar adaylarına ödevler veririm: bir kahvenin önündeki adamın yarım saatini yazın; konuşturmadan, sadece elini, gözünü, gölgesini takip ederek. Bu egzersiz bir romanı doğurabilir.

Kurgu, ilham değil hesaptır

"Bir hikâye aklıma geldi, oturup yazdım" cümlesini çok duydum. Genellikle ardından "ama yarısında dağıldı" gelir. Sebebi basittir: hikâyenin bir iskelet planı, bir gerilim eğrisi, bir sebep-sonuç zinciri olmadan yazılan her metin yarısında dağılır. Bunu öğrencilerime hep söylerim: önce iskeleti kurun, sonra etini koyun. İskeletin nasıl kurulduğunu — serim, düğüm, çözüm gibi okul tabirleriyle başlayıp; iç çatışma, dış engel, dönüm noktası gibi modern anlatı tekniklerine kadar — adım adım anlatırım. Her yazarın kendi türüne göre.

Dil ve üslup — kendi sesini bulmak

Türk Dili ve Edebiyatı'nı 1979'da bitirdim; o günden bu yana dilin ne kadar canlı, kıvrak, oynak bir şey olduğunu görmeye devam ediyorum. Atölyemde ilk haftalar üslupla geçer. Aday yazara "kimin gibi yazmak istiyorsun" diye sormam; "kim olduğunu nasıl yazıya geçireceksin" diye sorarım. Çünkü Yaşar Kemal taklidi bir cümle yazmak kolaydır; zor olan, otuz yıl sonra okunduğunda senin cümlen olarak tanınacak bir dil bulmaktır. Bunun için okutturmadan önce bolca okuturum. Türk edebiyatının ustalarından, dünya klasiklerinden, halk anlatılarından seçilmiş metinleri birlikte okuyup üzerinde konuşuruz.

Denemenin samimiyeti, fablın kurnazlığı

Yıllar içinde fabl ve denemenin hikâye ile romandan daha kolay olduğu yanılgısını çok gördüm. Oysa en zor türler bunlardır. Deneme yazarken yazarın kendisi metnin içindedir; samimiyetsizlik anında okurun yüzüne çarpar. Fabl yazarken anlatımın çocuğa indirgenmeden, ders verir gibi yapılmadan, ama her satırında bir ahlak duygusu taşımasını sağlamak gerekir. Bu iki türde çalışmak isteyenlere özellikle vakit ayırırım, çünkü bu türlerde tökezleyen pek çok genç yazarın aslında çok yetenekli olduğunu gördüm.

Eleştirmek değil, birlikte düşünmek

Yazarlık atölyelerinde gördüğüm bir yanlış da "sert eleştirmen" rolünün kötüye kullanılmasıdır. Genç bir yazarın yarım yamalak metnine, sadece zayıf noktaları söyleyerek yaklaşmak onu yıldırır. Ben yazıyı önce iyi yaptığı yerden tutmaya çalışırım. "Bu cümle güzel — neden güzel olduğunu söyleyebilir misin?" diye sorarım. Yazar kendi gücünü tanıdığında, zayıf yerleri de kendi görür. Bu yöntem hem hızlıdır hem kalıcıdır.

Yayına hazırlık

Atölyenin sonunda yazarın elinde yayına gönderilebilir bir metin olmasını isterim. Bu, sadece yazım hatalarının ayıklanması değildir; hangi yayınevine gönderileceğinin de düşünülmesidir. Hangi yayınevinin hangi tür için açık olduğunu, kapak mektubunun nasıl yazılacağını, ön okuyucuların hangi sorulara baktığını uzun yıllar içinde öğrendim. Bu bilgiyi paylaşmam atölyenin doğal bir parçasıdır.

Çalışma Şekli

Her yazar farklıdır — atölye de ona göre şekillenir

1

İlk Görüşme

İletişim formundan ya da e-postadan ulaşırsınız. Ne yazdığınızı, nereye gelmek istediğinizi konuşuruz. İlk görüşme ücretsizdir.

2

Metnin Okunması

Bir hikâye, bir roman taslağı, bir deneme dosyası — ne olursa olsun metni baştan sona okurum. Üzerine notlar düşerim.

3

Birebir Çalışma

Yüz yüze, telefonla ya da çevrimiçi seanslarla metnin üzerine birlikte eğiliriz. Karakter, kurgu, dil — neresi tıkanmışsa orayı çözeriz.

4

Revizyon

Aday yazar revizyonu yapar, ben tekrar okurum. Bu süreç metin yayına hazır olana kadar tekrarlanır.

5

Yayına Hazırlık

Hangi yayınevine, nasıl gönderilecek? Kapak mektubu, özet, ön söz — gerekirse hepsi birlikte hazırlanır.

Yazınızı okutturmak ister misiniz?

Yarım kalmış bir romanınız, üzerinde durduğunuz hikâyeleriniz, denemeleriniz varsa; ya da daha yazmaya başlamamış ama yazmak isteyen biriyseniz, çekinmeden iletişime geçin. İlk görüşme ücretsizdir. Metninizi okur, samimi ve ehil bir geri dönüş yaparım.

Uzun soluklu bir atölye değil de bitmiş bir metnin için tek seferlik bir okuma arıyorsan, Metin Okuma & Tez Danışmanlığı sayfasına bak.